Üretkenlik paradoksu ve otomatik konfigürasyon vaadi

eğitim simülatörü

Neredeyse her binada farklı HVAC kontrolleri bulunuyor. Bu da bina otomasyonu sistemleri üreticilerinin değişen gereklilikleri karşılamak için yapılandırılabilir sistemler sunması gerektiği anlamına geliyor.

Yapılandırılabilir sistem yaklaşımının olumsuz tarafı, mühendislik sürecinin son derece karmaşık olması. Sistemlerin programlanması yıllar içinde kolaylaşmış olsa da hala fazla zaman gerektiriyor ve özellikle büyük çaplı projelerde hedeflenen konfigürasyona ulaşmak için ciddi miktarda tekrar eden iş yapılıyor. Kontrol mantığı ve ihtiyaç duyulan grafikleri standartlaştırmak için çok sayıda girişimde bulunulsa da bunlar genelde ekipmanın kontrol edilme şeklini kısıtlayarak sistem esnekliğini azalttığı için hedeflenen başarıya ulaşamıyor.

Bina Yönetim Sistemleri söz konusu olduğunda, genel eğilimin yalnızca HVAC sistemlerini değil, bundan çok daha fazlasını kontrol etmeye gittiği görülüyor. Entegre sistemler artık aydınlatma, gölgelendirme, yangın, güvenlik ve diğer sistemlerle olan bağlantıyı kontrol ediyor. Bunun sonucunda ise hemen hemen her şeyi yapmak için programlanabilen yazılımların artması ve bunun tersine programlamanın yapılması için ihtiyaç duyulan uzman mühendis eksikliği, artan bir karmaşıklık seviyesi ortaya çıkardı.

Bina Otomasyon Sistemleri donanımı ve Bina Yönetim Sistemleri yazılımının maliyetleri gerçek anlamda düşmüş olsa da kurulu projenin toplam maliyeti için aynı şeyi söylemek pek mümkün değil. Bu durum, yetenekli Bina Otomasyonu Sistemi mühendislerinin aldıkları ücretler bakımından iyi haber olmakla birlikte kontrol mühendislerinin performansı da giderek daha fazla önem kazanıyor.

Birçok üretici bu zorluğu standart grafik ve kontrol mantığı kütüphaneleri sunarak çözüyor. Ancak bu tür bir sistem yazılımı, bağımsız olarak atanan her bir veri noktasıyla programlanacak şekilde tasarlandığı için hala manuel yapılandırmaya ihtiyaç duyuluyor. Buna alternatif bir yaklaşım ise meta veri veya etiketlerin daha akıllıca kullanılmasıyla bağlantıların otomatikleştirilmesi. Sistem, büyük ölçüde manuel konfigürasyon parçalarını kaldırıp içeriği ile etiketlenmiş tüm verilerle soyutlanmış bir veri modeli oluşturarak kendisini kurabiliyor. Devreye alma otomasyon sistemlerinin, son derece uğraştırıcı olan görevini otomatikleştirmenin sağladığı başka kazanımlar da var. Diğer taraftan, etiketleme kullanımı, sistem hatalarını tespit edecek otomatik site oluşturma raporlarında uygulanan otomatik diziler gibi yeni bir olasılık da sunuyor. Ayrıca etiketleme, otomatik hata tespit diyagnostiğinin (FDD- fault detection diagnostics) uygulanmasını büyük ölçüde kolaylaştırdığından, sitenin bakımına yönelik mühendislik çalışmalarında daha fazla zaman tasarrufu sağlanabiliyor.

Çoğu Bina Yönetimi Sistemleri üreticisi için sorun, yazılımlarının veri modelleme ve etiketlemenin kavram ve faydalarından önce anlaşılması ve tasarlanması. Bu otomasyona yönelik konfigürasyon, devreye alma ve analitik yöntemlerine ulaşmak için yazılımlarını baştan tasarlamalarını gerektiriyor.

Buna karşılık J2 Innovations’un FIN Framework teknolojisi, karmaşık entegre sistemlerin çok daha düşük mühendislik süresiyle sağlanabildiği bir otomatik yapılandırma seviyesi sunuyor. Bu nedenle FIN Framework’ü “bina otomasyonu ve Nesnelerin İnterneti için yeni nesil yazılım platformu” olarak adlandırıyoruz.

Bunun faydaları FIN’in otomatik Point Graphics’inde de görülebilir. Point Graphics, manuel konfigürasyona ihtiyaç duymamakla birlikte canlı ve tarihsel verilere, yanı sıra geçersiz kılma ve zamanlamalara tam erişim sağlıyor. Kişiselleştirilmiş grafikler içinse FIN, konvansiyonel Bina Yönetimi Sistemi yazılımına kıyasla grafik oluşturma sürecini kayda değer ölçüde otomatikleştiriyor.

Etiketlemeden büyük ölçüde faydalanan bir başka işlev ise alarm. FIN’in akıllı alarmları, eski sistemler gibi her noktaya alarm eşikleri eklemek yerine kontrol mantığını kullanıyor.

Bu nedenle otomatik yapılandırma, verilerin etiketlenmesini standart hale getirerek elde edilen daha kolay çoklu sistem entegrasyonuyla daha az mühendislik süresi ve maliyet vaat ediyor. Kontrol mantığını ve grafikleri standartlaştırmaya yönelik girişimler, montaja hazır önceden yapılandırılmış ve test edilmiş ekipman kontrol cihazlarına yönelik bir trende yol açıyor. Ancak ne yazık ki montaja hazır mantık ve grafikler, inovasyonu ve esnekliği sınırlıyor, bununla birlikte farklı ihtiyaçlara yönelik sistem sorununu da çözemiyor. Standartlaştırılmış etiketleme ve veri modelleme ile çok daha fazlası, daha yüksek verimlilikte ve düşük maliyetle elde edilebiliyor.

İşletmelerin binaları daha akıllı hale getirmenin daha fazla yolunu bulmasıyla birlikte muhtemelen işlevsellik talepleri de artacağı için Bina Yönetimi Sistemleri mühendisleri, bu daha otomatik sistem konfigürasyonu geleceğini kolayca benimseyebilir. Bu da Bina Yönetimi Sistemleri mühendislerinin rolünde değişim olacağını gösteriyor. Sıkıcı ve tekrar eden konfigürasyon işlerine daha az zaman harcanması ve sistem düzeyinde entegrasyon ve veri işleme yönleriyle çalışma konusunda artan fırsatlar, bu rolü daha cazip hale getirebilir.

Veri etiketlemeden yararlanan otomatik sistem konfigürasyonun doğuşu, bina sahipleri ve operatörleri içinse kurulumu ve yönetimi daha kolay ve daha ekonomik olan bina kontrolleri