Biyofilik tasarım ve akıllı sistemlerle daha mutlu hastalar, daha iyi sonuçlar

doctors team walking in modern hospital corridor indoors, poeople group

Sağlık tesislerinde doğa unsurlarını ekleyerek bunların teknolojiyle birleştirilmesi hastalar için daha iyi sonuçlar elde etmeye yardımcı oluyor.

Yeni bir konsept olmamasına rağmen biyofilya (insanların doğa ve diğer canlılarla bağlantı kurma, bir arada olma eğilimi) özellikle sağlık alanlarında son dönemde büyük bir ivme kazandı. Yeşil alanların insanlar üzerinde olumlu etki bıraktığı bilinen bir şey olmasına rağmen yapılan çalışmalar sayesinde bu etki somut bir şekilde ölçülebilir hale geldi ve bu gelişmeler ışığında yapılan tasarımlarda gözle görülür gelişmeler meydana geldi.

Danışmanlık firması Terrapin Bright Green’in hazırladığı “The Economics Of Biophilia” (Biyofilya Ekonomisi) raporu bu tarz tasarımların perakende alanında sağladığı faydaları ortaya koyuyor. Örneğin, tüketicilerin ürünlerin değeri ve kalitesine yönelik algısı bir mekandaki yeşil ve bitki seviyesiyle doğru oranda artıyor. Bu durumda tüketiciler, daha yüksek fiyatları kabul etmeye daha yatkın oluyor. Elbette, insanların bitkiler kadar doğal ışıktan da hoşlandığını unutmamak gerekiyor. Daha çok güneş ışığı alan mağazalar da kar oranları yüzde 15-20 arası artırabiliyor.

Tabii ki sağlık alanında asıl amaç kar etmek değil, ancak bu tür tasarımların sonucu çok net olarak görülüyor: Biyofilya iyileşme sürecini hızlandırıyor ve ürkütücü, kafa karıştırıcı olabilecek bir ortamı olumlu ve moral verici bir mekana dönüştürebiliyor.

Araştırma, hasta odalarında doğa manzarası bulunduğunda ameliyat sonrası yatışlar genellikle daha kısa süreli oluyor, daha az ağrı kesici kullanılıyor ve genel sağlık durumu iyileşiyor.

Katcher, Segal ve Beck tarafından yapılan bir çalışmaya göre, diş ile ilgili ameliyatlara girmeden önce hastaların beklediği odalarda bir akvaryumun bulunması hastalardaki kaygı seviyesini azaltıyor.

Bu faydalara ulaşmak için “gerçek bir doğa ortamı” gerekmiyor, temsili tasvirler de işe yarıyor. Kanıtlar gösteriyor ki doğa (manzara, bahçe, şelale gibi) fotoğrafları stresi azaltıp ağrı kesiciler gibi sonuçları iyileştirebiliyor.

Akıllı Sistemler

Daha huzur verici doğal bir ortama geçiş devam ederken, yeni teknolojilere yönelik klinik ihtiyaçlar da artıyor. Bu da sağlık sektöründeki mimar ve tasarımcılar için önemli bir öncelik haline geliyor. Günümüzde hastanelerin mevcut tedavi protokolleri için ihtiyaç duyduğu ekipman türlerinde, Moore Yasası (hız ve yetenek her iki yılda bir iki katı kadar artar) etkili olsa da, hasta deneyiminde göz ardı edilmeyecek bir etkiye sahip olan bina sistemlerinde de gittikçe artan bir gelişmişlik görüyoruz.

Yeni projelerden biri olan, San Francisco’daki California Üniversitesi’nin Bakar Precision Cancer Medicine binası, iyileştirici bir ortamla teknolojinin bütünleşmesinin, yalnızca sağlık hizmetleri sunumunu değil, genel hasta deneyimini de bir üst seviyeye çıkardığının yeni nesil bir örneğini oluşturuyor. Hastalar merkezi bir kayıt bölümünde bir kez kayıt yaptırıyor ve gerçek zamanlı bir konum sistemi sayesinde hastanede kaybolmadan ya da herhangi bir randevuyu kaçırmadan dolaşabiliyorlar. Sistem aynı zamanda tedavi planlamalarının verimliliğini artırarak, daha fazla hastanın daha etkin bir şekilde tedavi edilmesini sağlıyor, bekleme sürelerini ve endişe düzeylerini azaltıyor.